|
Gökyüzü
Ey gökyüzü, öylesine süslenmiş bir gelinsin ki;
Göz kamaştırıp, ışık saçan, güneşin tuğra sanki.
Ayın, gelinliğine takılmış nazar boncuğu sanki.
Yıldızların denizinde yüzen birer mercan sanki.
Bulutlar gelinliğine en uygun bir örtüdür sanki.
Cisimlerin birer derviş gibi dönüp duruyor sanki.
Sendeki bu ahengi veremez hiçbir desinatör bil ki.
Her insan gibi, ben de güzelliğine hayranım bil ki.
Her mevsimin her gününde farklı güzelliktesin.
Geceleri ayrı, gündüzleri ayrı, bir güzelliktesin.
Eşi benzeri bulunmaz bir tablo güzelliğindesin.
Bu renge bu ahenge veren en güzel Ressamınsın.
Gündüzleri, güneşinden her cisme ısı, ışık akar.
Geceleri, Ayın ve yıldızlarından sanki nur akar.
Bulutlarından abıhayat çeşmesi gibi rahmet akar.
Tüm insanlar, güzelliğine hayret ve ibretle bakar.
Her an biri tarafından değiştirilen bir tablosun.
Zaten aynı kalsaydın bu kadar güzel olamazdın.
Geceleri ayrı gündüzleri ayrı görünümündesin.
Bütün güzelliğinle biz insanların gönlündesin.
Bulutlar akasındaki gizemli sırına vakıf değiliz.
İtikadımıza göre, yedi katlı ruhani mekan biliriz.
Biz ümmiler, ancak bize bakan yüzünüzü biliriz.
Senden gelen rahmetin Allah dan geldiğini biliriz.
Senden yağmur, kar, yağdığı gibi, taş da yağabilir.
Eski kavimler gibi bu günde insanlar helak olabilir.
Ama Onun izni ve emri olmadan bir şey yapamazsın.
Sen de bizim gibi, Ondan başka, sanatkar bulamazsın.
Yeryüzünden bakıldığında ayrı bir güzelsin.
Gökyüzünden bakıldığında ayrı bir güzelsin.
Sen eşi benzeri bulunmaz gizemli güzelsin.
Sen de bizim gibi O sanatkarın bir nefersin.
Gözümüzü dinlendirmek için sana bakarız.
Ufkumuzu genişletmek için sana bakarız.
Rahmetin kesildiğinde yine sana bakarız.
Sen de bir nefersin, biz aslında sanatkarı bakarız.
Ey gökyüzü ne vefalısın biz sana hep kirletiriz.
Sen bizim kirlettiğimizi temizleyip verirsin.
Hatta rahmetinle yeryüzüne bile temizlersin.
Bir nefersim ama, bizim gibi şikayet etmezsiniz.
Bayram TUNCA
22.02.2001-10.35

Her Şeyim ol!,
Gülüm ol, koklayayım.
Gül suyuyla paklayayım.
Yarim ol, koynumda saklayayım.
Bir ömür boyu seni koklayayım.
Çiceğim ol, aç benimle.
Yarim ol, kaç benimle.
Seveyim seni bütün benliğimle.
Sevgimizi ilan edeyim seninle.
Suyum ol, ak benimle.
Aynam ol, bak benimle.
Yarim ol, sevineyim seninle.
Sevgimizi ilân edeyim, seninle.
Gülüm ol, kokayım seninle.
Bülbülüm ol, öteyim seninle.
Yarim ol, övüneyim seninle.
Sevgimizi ilan edeyim, seninle.
Bağım ol, üzüm olayım seninle.
Gözüm ol, bakayım seninle.
Yarim ol, yatayım seninle.
Sevgimizi ilan edeyim, seninle.
Rüzgarım ol, es benimle.
Yarim ol, söz kez benimle.
Yarim ol, nişan yapam seninle
Sevgimizi ilan edeyim, seninle.
Yatağım ol, yat benimle.
Kalbim ol, at benimle.
Yarim ol, düğün yapam seninle.
Sevgimizi ilan edeyim, seninle.
Çiceğim ol, konayım üstüne.
Kalbimi yaptırayım büstüne.
Nereden bileyim küstüğüne.
Kimselere sevemem üstüne.
Yarim ol,nişan yapalım seninle
Yarim ol, düğün yapalım seninle.
Her şeyim ol, yaşa sen benimle.
Her şeyin olur, yaşarım seninle.
Bayram TUNCA
23.04.2000

17 AĞUSTOS DEPREMİ,
On yedi Ağustos depremi tarihe geçti.
Depremin şiddeti 7.04 kuvvetine eşti.
Deprem bu sefer de Marmaracı seçti.
Ölenler 17 bini, gaziler 20 bini geçti.
Bir uğultuyla birlikte Marmara sallandı.
45saniyede nice insanlar ölüme yollandı.
Bütün dünyadan acil yardımlar yollandı.
Geriye kalanlar, devlet milletle kollandı.
0.3,02 de Marmara yerinden oynadı.
Sanki dağ taş deniz her şey kaynadı.
Deprem, taş üstünde taş koymadı.
On binler can aldı, yine doymadı.
Allah insana bunca niymet verdi.
İnsanoğlu kıymet bilmedi, yerdi.
Allah deprem felaketini verdi.
17 bin kişi toprak altına serdi.
Salladı, dağı taşı denizi beşik gibi,
Adapazarı-Kocaeliyi yaptı eşik gibi.
Ayırmadı hiç yaşlı geç, zengin fakir.
Nice zengini yaptı 45 saniyede fakir.
İnsanoğlu anlayamadı, ne olduğunu.
Çok geç anladı, hesap sorulduğunu.
Sabah varıldı, felaketin büyük boyutuna.
17 Bin insanın şehit, 20 Bin gazi olduğuna.
Ölenler toprak altına yattı.
Hayatta kalanlar hayretle baktı.
Bütün dünyanın yardımı aktı.
Ölenlerin hepsi şehit ve paktı.
Susmadı gece gündüz ambulans sireni.
Altı yedi ay tutmadı. Depremin freni.
Susmadı, insanların feryatları figanı.
Aktı binlerce insanın göz yaşı ve kanı.
Belli ki; bu insanoğluna bir ihtardı.
Tüm insanlara korku ve endişe sardı.
İlahi kudret her yeri (dağı-denizi) yardı.
Hayatta kalanlar devletle yaraları sardı.
Kalanlar için çadır kuruldu.
Ölenler için divana duruldu.
Müteahhitler suçlu bulundu.
Suçlulardan hesap soruldu.
Zaman, zaman yağmur yağdı, sel oldu.
Zaman zaman rüzgar esti hep yel oldu.
Zor günde dostlar el oldu.
Nice tomurcuk gül soldu.
Saf dışı kaldı telefon, kesildi irtibat.
Her taraf yıkıldı, viran oldu, berbat.
Kesildi elektrik, bastı karanlık.
Kaybolduk, her yer de arandık.
Oy Marmara, Marmara,
Niceleri için oldun, bahtı kara,
Çok derin açtın, iyi olmaz, bu yara.
Devlet millet el ele sarılsın bu yara.
İnsanlar korkuyla yattı, endişeyle kalktı.
Bazı insanlar için deprem, kara bahttı.
45 bin apartman dayanamadı yan yattı.
Bazı insanlar korkup, kendisini yere attı.
Müteahhitler, çürük çürük bina yaptı.
Bunları, hiç acımadan insanlara sattı.
Bu binalar depremde bir bir yan yattı.
Müteahhitler vicdan hapissin de yattı.
Ozan bayram daha fazla anlatamaz bu acıyı,
Dayanamaz görenlerin yüreği bu kadar acıyı.
Bence suçlular için dikilsin, darağacı.
Geriye kalanlar için bu, ölümden acı.
Bir gün olur da divan kurulur.
Bütün bunların hesabı sorulur
Belki¸suçlular sırattan kovulur.
Sağlam yapıyla insan korunur.
Ozan bayram der; bundan ibret alına,
Bu hususda verilen söze sadık kalına.
Bir daha kıymayalım insanın canına.
Yoksa yakışmaz Türk insanın şanına.
Bayram TUNCA
05.02.2000

Yine Vurdular,
(Haksızlığa sitem)
Biri elimden, diğeri kolumdan tuttular.
Biri dilinden, diğeri ağzımdan tuttular.
Biri hakim, diğeri savcı oldular.
Birlik olup, gıyabımda vurdular.
Yaralarım iyileşmeden yine vurdular.
O kadar düşman varken gelip beni buldular.
Kimi hakim, kimi savcı, kimi cellat oldular .
Hep birlik olup, gıyabımda vurdular.
Şikayetçi olsam kimi kime şikayet edeyim.
Düşman olsa neyse, kardeş olup, vurdular.
Sonrada utanmadan gelip halimi sordular.
Şu dünyada düşmandan çok onlar yordular.
Allah'ım, şikayetimi sana yaparım.
Sen sahip çıkmazsan, ben ne yaparım.
Allah'ım; ya hakkımı, yada canımı al.
Kalmadı artık; yetimde dayanacak hal.
Kalmadı artık; tutunacak bir dal kolu.
Kardeş kardeşin kuyusunu kazar oldu.
Kardeş, kardeşe bir posta, satar oldu.
Kardeş kardeşe çelme madik atar oldu.
Dertlerim bir iki değil, katar oldu.
Evvel böyle değildi, şimdi ne oldu.
Kardeş kardeşin etini dişler oldu.
Kardeş kardeşe fişler dışlar oldu.
Doldu artık doldu, yetimin çilesi doldu.
Doldu artık doldu, yetimin sabrı doldu.
Yetim, yoldu artık, yoldu, saçını yoldu.
Hani bu güzel bir yoldu?
Yol güzeldi fakat yolcular bozuldu.
Bu şiirimi okuyanlar belki bozuldu.
Ben de istemezdim böyle şiir yazmaya
Kardeşler mecbur bıraktılar yazmaya
Yazmakla ben bir suç işledimse;
Sebep olanlar, bin suç işlediler.
Düşman varken, kardeşini dişlediler.
Vebalı gibi, bu yetimi niye dışladılar.
Bayram TUNCA
13.11.2000-03,15

Çiğdem!,
Gökkuşağıyla süslemiş, gelinliğini.
Yeşil gözleriyle büyületmiş kendini.
Herkesi öyle çok sevdirmiş ki kendini.
Dillerde türkü bile yaptırmış kendini.
Çobanken ben de çok severdim Onu.
Hep kardelenle karıştırırdım, Onu.
Çoğu kere, koklayıp okşardım Onu.
Bazen kıskanır yaka cebimde sakladım onu.
Her cinsi gibi; O da, baharda çabuk açar.
Sadece, bir mevsimlik yer yüzünde yaşar.
Görenler güzelliğini hayran olup şaşar.
Bir yaz yağmuru gibi, çok çabuk kaçar.
Çok narin, Kraliçe saçı misali kökü.
Hep dilde söylenen, güzel bir türkü.
Çok eksilere dayanır soyu ve kökü.
O, benim de çok sevdiğim bir türkü.
Her kıra gittiğimde Onu yoklardım.
Bazen bir kardelen gibi, koklardım.
Bazen bir yaban gülü gibi koklardım.
Bazen de kıskanıp yaka cebimde saklardım.
İnce, narin, biraz da serttir kabuğu.
Kabuktan sonrası sanki Ege pamuğu.
Yerken abıhayat olurdu sanki sütü.
O, benim de çok sevdiğim bir türkü .
Çobanken, çok yalvardım benim olması için.
Başkalarından Kıskanıp, okşayıp sevmek için.
Hep Gökte ararken, yer de buldum, ben Onu.
Hep Kırda ararken, şehir de buldum, ben onu.
Yetim der; bilen bilir, adı da güzel onun.
Adı dillerde, sevgisi gönüllerdedir Onun.
Herkes gibi yetim de düşürmez dilden türküsünü.
Bilmeyen varsa sorsun, ben söylerim türküsünü
Bayram TUNCA
29.11.2000-11,00
|